Dünyanın önde gelen sürdürülebilirlik platformlarından Sustainable Brands’in Türkiye organizasyonu olan ve bu yıl 14’üncü kez düzenlenecek Sustainable Brands Türkiye; iş dünyasının gündemine yön veren içerikleri, küresel perspektifleri ve farklı sektörlerden temsilcileri aynı çatı altında buluşturacak. Bugüne kadar 20 binden fazla katılımcı, 1.600’ü aşkın konuşmacı ve 400’den fazla oturuma ev sahipliği yapan Sustainable Brands Türkiye, 29-30 Eylül tarihlerinde kurumların değişen ekonomik, çevresel ve toplumsal koşullar karşısında nasıl daha dayanıklı, çevik ve etkili yapılar oluşturabileceğine odaklanacak.
Kesişen Riskler Çağında Kolektif Yükseliş
İklim, regülasyon ve dönüşüm gündeminde COP31 ile hız kazanan küresel gelişmeler de konferansın önemli başlıkları arasında yer alacak. Bu gelişmelerin iş dünyası, marka stratejileri ve rekabet gücü üzerindeki etkileri farklı sektörlerden uzmanların katkılarıyla değerlendirilecek.
Konferans boyunca dayanıklılığı, güveni ve uzun vadeli değer yaratmayı destekleyen stratejiler; yapay zekâdan tüketici davranışlarına, değer zincirlerinden yeni iş modellerine kadar farklı disiplinlerden uzmanların katkılarıyla ele alınacak. Belirsizlikler karşısında güven inşa eden, dayanıklılığını artıran ve değişime yön verebilen şirketlerin rekabet avantajını nasıl güçlendirebileceği, konferansın temel tartışma başlıkları arasında yer alacak.
Sustainable Brands Türkiye Ülke Başkanı Semra Sevinç, etkinliğe ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Bugün iş dünyası, birbirini besleyen ekonomik, jeopolitik, teknolojik ve toplumsal risklerin aynı anda yaşandığı yeni bir gerçeklikle karşı karşıya. Bu yeni dönemde başarıyı belirleyen yalnızca büyümek değil; belirsizlikler karşısında dayanıklı, güvenilir ve geleceğe hazır kalabilmek. Sürdürülebilirlik de artık yalnızca çevresel ya da sosyal bir sorumluluk alanı değil; kurumların rekabet gücünü, güvenini ve uzun vadeli değer yaratma kapasitesini şekillendiren stratejik bir iş yaklaşımı. Sustainable Brands Türkiye 2026’da amacımız; farklı sektörlerden liderleri ortak bir zeminde buluşturarak yeni fikirlerin, güçlü iş birliklerinin ve geleceğe hazır iş modellerinin gelişimine katkı sağlamak. Çünkü kesişen riskler çağında dönüşüm tek başına değil, birlikte mümkün.”











